Her saniye belki de her an tüm insanoğlu gibi biz de umutlar taşırız içimizde.Umutlarımız büyüdükçe yıkımlarının daha da büyük olacagını bilemeden...Çevrenizdeki insanların sizleri kendi ütopyalarına taşımaya çalıştıkları o anlarda siz rüzgar önündeki yaprak değil kendi senaryonuzun baş rolünde olma çabasına girersiniz.Hayat zor mudur yoksa bizler mi kolaya alışmışızdır. Sabahları kalktığında sevgilisini yanında kahvaltısını yatağında isteyen bir neslin devamları mıyız yoksa sabah kalktığında ekmek alabilmek için iki km yürümek zorunda olan neslin mi?
İçimizden hep daha fazlası mı gelir yoksa bir noktadan sonra yerimizde saymaya razı mıyızdır? Hayatın çizdiği senaryolara kendi kahramanlarımızı mı uyarlarız yoksa hayatın senaryolarını bizimmiş gibi sanıp sorunlarımızı diğer insanlara mı yükleriz. Tüm bunların cevabı bizde saklıdır elbette.Toplumda farklı mı olmalıyız yoksa aynı mı.Yolun sağından mı yürümeliyiz yoksa solundan yürüyüp insanlardan omuzlarımızı mı kurtarmaya çalışmalıyız.? İşte umut dünyası budur içten gelen bir histir umut. Bazen insanı sağa bazen sola gönderir. Hangi yön olursa olsun gittiğimiz yön doğrudur. Masallardaki önümüze çıkan üç yol gibi değildir. Hangi yolu seçerseniz seçin hangi yönden giderseniz gidin umutlarınızı içinizde taşırsınız. Taşıdığınız umutları hep yanınızda götürürsünüz. O an içinizde hissettiğiniz tek şey ''ama bir de olursa'' cümlesi olur. Olur mu? Oldu mu? Olacak mı? Sorular aklınızı kemirmektedir. İzin vermez mantığınızın kalbinizle beyninizin arasına girmesine.Kalbiniz beyninize hükmetmiştir ve asla mantığınıza izin vermez.Yaptığınız tek şey bir yoldan, bir yönden gitmek ve yeni ışıklar aramaktır.Gece lambasının etrafında uçuşan pervaneler gibisinizdir.Gördüğünüz ışığa sarılır ve oldu dersiniz.Yüreğinizdeki öfkelerden suratınızda kalan eskinin gölgelerinden yorulursunuz. Hep bir çıkış yolu arar ve hep bir taraflara kaçma planları kurarsınız içinizde.Hep daha hep daha istersiniz en büyük fırtınaların en sessiz anlardan sonra başladığını bilmeksizin hep huzur isteriz hep sağlık.En küçük sorunda feryat edip bir işi başardığımız andan itibaren gözünüzü daha yükseğe dikersiniz.Hayatın senaryolarında küçük bir oyuncu olduğunuzu unutursunuz.İşte umut böyle bir şeydir.İyi midir kötü müdür bilinmez ama bildiğim tek şey sizi alır başka diyarlara götürür.Kendinizi o an başka düşünceler içinde başka duygular içinde bulursunuz.Umut ve ümit arasındaki en büyük fark da bu değil midir? Ümit ettiğiniz şeyler hep olumsuz şeylerdir olmama ihtimali yüksektir ama umut öyle değildir hep olumlu yönlerinden baktığınız şeylerdir ümitsizliğe kapılmaz olmasını beklersiniz.Ümit ettiğiniz şeyler de bir olumsuzluk söz konusu oldugu için tedbirli yaklaşırsınız olmaz ama ya olursa ne güzel olur dersiniz.Ama umutta bu yoktur.Olur Olacak dersiniz ve kaybedersiniz. Yaşadıgınız yıkımlar bedeninizi içten içe her gün yok eder.Siz sadece seyretmekle umut etmekle yetinirsiniz. İşte ben de çok yakın zamanda hayatın bana biçtiği yeni senaryolarda yer alacağım.Tabi ki umutlarımla ve ümitlerimle sonrayı bekleyeceğim.Sahne aralarında birkaç saniyeliğine de olsa ara ara roller alacağım. Hayatın bizi oynattığı bu filmde kötü senaryolarla karşılamam ümidiyle siz dostlarımı selamlıyorum. Allaha emanet olun.
0 yorum:
Yorum Gönder